• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/kesanmecidiye
  • https://twitter.com/kesanmecidiye
    • SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ...
    • MECİDİYEKESAN.COM - MECİDİYE'NİN DÜNYA'YA AÇILAN WEB SİTESİ
    • MECİDİYE SAHİLİ
    • Saroz Körfezi'nin en güzel sahillerinden biri..
    • Uzunkum & Deniz Ara
    • Mecidiye Sahilleri'nin incisi Uzunkum ve Deniz Ara Plajları..
    • İBRİCE İSKELESİ
    • Balıkçılık ve Dalış Sporu'nun Değişmez Adresi..
    • KALE KOYU
    • Tarihi Dokusu,içinden geçen deresi,ıssızlığı ile Kale Koyu Plajı..
    • BABADERE
    • SULAMA GÖLETİ
    • BABAÇEŞME
    • SAROZ'UN BALIKLARI..
    • Mecidiye'de Yetişen Ürünler..
    • Sebze-Meyve Üretimi..
    • Eşsiz Manzaralar..
    • Beldemizdeki enfes coğrafi manzaralar..
    • Eskiden kalma taş evler..
    • Mecidiye İlkokulu ve Ortaokulu
    • Yazlık Düğün Salonu..

Özdağlı: “Pozitif vak’alar, yoğun bakım ve ölüm oranları açıklanan sayılardan daha fazladır”

Özel Keşan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Uğur Özdağlı yaptığı açıklamada; coronavirüs vak’alarında yaşanan artış ve alınması gereken tedbirlerin artırılması hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“Pozitif vak’alar, yoğun bakım ve ölüm oranları açıklanan sayılardan daha fazladır”

Soğuk ve zor mevsim koşullarının başında bedensel ve ruhsal sağlığın korunması ve hayatın devamı açısından zor bir döneme girildiğini belirten Özdağlı“Sağlık Bakanlığının turkuaz tablosunda açıklanan verilerin eksik ve yanıltıcı olduğunu aylardır vurgulamamıza rağmen bugünlerde pozitif vak’asında tabloya eklemesini olumlu buluyoruz. Ama sağlık alanında bizzat çalışan insanlar olarak pozitif vak’aların, hasta sayılarının, yoğun bakım ve ölüm oranlarının açıklanan sayılardan daha fazla olduğunu üzülerek gözlemlemekteyiz. Pandemiyle mücadelede başarının sağlanması ve sürdürülmesi için kaçınılmaz olan en önemli şey bilimsel ve şeffaf bir durum değerlendirilmesidir. Gerçeklerin eninde sonunda gün ışığına çıkmak gibi bir huyu vardır. Eğer gerçek durumu doğru analiz edemezsek,  gerçekleri değerlendirip bu duruma karşı yeterince önlem alamazsak yenilgi kaçınılmaz olacaktır. Gerçek sayıların ve oranların topluma ve konunun uzmanlarıyla paylaşılarak çözümlere ait topyekûn bir mücadelenin önü açılmalıdır.” dedi.

“İlginç bir durumla karşı karşıyayız”

Uğur Özdağlı sözlerini şöyle sürdürdü: “Turkuaz tabloda açıklanan ölüm sayılarının bir büyükşehirde  ölen insanların sayılarından bile çok daha az olduğu ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Dünya sağlık örgütünün önerdiği hastalık ve ölüm tanılarının ülkemizde doğru girilmeyerek gerçek ve olası vak’aların gizlendiği bir ortamda salgınla başa çıkmanın mümkün olmadığı artık kaçınılmaz bir gerçektir. Bu durum gerek ulusal gerekse uluslararası bilimsel saygınlığımıza bir gölge düşürmektedir. Hasta sayısı, vak’a sayısı, toplam ölümler, yoğun bakım sayıları son günlerde yapılan güncelleme ile çok farklı bir boyuta taşınmıştır. Bu verilerin değerlendirilmesi ve şeffaf bir biçimde paylaşılmasında ortaya çıkan aksaklık ve güven kaybı onarılamayacak düzeylere gelmektedir. Salgınla mücadelenin en ön saflarında savaşan sağlık çalışanlarının hastalık can kayıplarında hala meslek hastalığı düzenlemesi yapılmayarak motivasyon kayıplarının önü açılmıştır. Meclis alt komisyonlarında bu konunun oyalamadan, kurnazlık ve art niyet gözetmeksizin derhal yasalaşmasını sağlanmalıdır. Kısa vadeli çözüm önerilerimizi paylaşmak ve derhal hayata geçirmek için ısrarcı olmaktan başka bir çaremiz kalmamıştır.”

“Şehirler arası yolculuklar acil durumlar dışında kısıtlanmalı”

Tedbir amaçlı alınması gereken önlemler hakkında değerlendirmelerde bulunan Özdağlı şöyle devam etti: “Pazar yerleri kapatılmalı, vatandaşın temel gıda ve temizlik ürünlerine kolayca ulaşabileceği, kalabalık olmadan alışverişini yapabileceği, kontrollü giriş çıkışların, saatlerin köy köy, mahalle mahalle planlanarak kalabalık olmadan maske ve mesafe gözeterek alışverişin düzenlendiği yerler oluşturulmalı. AVM’ler kapatılmalı, sadece temel gıda ve temizlik ürünlerinin satıldığı mekanların çalışması düzenlenmeli. Çay ocakları kapatılarak mesafeli yaşam önlemleri arttırılmalı. Sınır kapıları transit geçiş ve uluslararası taşımacılık dışında karşılıklı insan geçişine mutlak suretle kapanmalı

Park, bahçe, mesire yeri vb ortak toplanma alanlarımda bank ve oturma yerleri kaldırılmalı, insanların yakın temasına izin verilmemelidir. Yasaklar ve kısıtlamalar nedeniyle sokağa çıkamayan insanların temel gıda ve temizlik ürünleri başta olmak üzere tüm ihtiyaçların sağlanması ve ulaştırılmasına için başta yerel yönetimler ve sivil organizasyonlar sorumluluk almalıdır. Yaşlı ve engelli vatandaşların beden ve ruh sağlıkları açısından belli saatlerde dışarıya çıkarılarak fiziksel mesafe gözeterek hareket etmeleri organize edilmeli bunun için sokak ve mahallelerde uygun koşullar oluşturulmalıdır. Şehirler arası yolculuklar acil durumlar dışında kısıtlanmalı ve toplu seyahatlerin önüne geçilmelidir. Temel gıda ve temizlik malzemesi üreten yaşamsal  öneme sahip işyerleri dışında tüm alanlarda üretime ara verilmelidir.”

“Sağlık çalışanlarına düzenli aralıklarla PCR ve antikor taraması yapılmalı”

Sağlık çalışanlarına düzenli aralıklarla PCR ve antikor taramaları yapılarak kendilerinin ve baktıkları hastaların korunması için tedbirler alınması gerektiğini kayıt düşen Uğur Özdağlı sözlerini şöyle tamamladı: “Başta karantina ve COVİD-19 polikliniklerinde çalışan sağlık çalışanları olmak üzere ihtiyaç duyan tüm sağlıkçıların ailelerinden ayrı mekanlarda konaklama ve dinlenme alanları belirlenerek yakınlarının salgından zarar görmemeleri için gerekli planlamalar yapılmalıdır. Dünyada ve ülkemizde büyük salgınlar ilk kez yaşanmadı ve son da olmayacak. Veba salgını, İspanyol gribi, Sars, Mers ve Ebola ilk akla gelen örnekler. Salgınlarda toplumla sağlığın tüm unsurları arasındaki güven ve dürüstlük ilişkisinin korunması ve güçlendirilmesi büyük bir önem taşımaktadır. Bu durum sadece vaka sayılarıyla değil tedavi, aşı dahil salgınla ilişkili her şeyi kapsamalıdır. Bütün  salgınlardan çıkarılacak ortak sonucun, salgınların bilimsellikle ve şeffaflıkla çözüleceği, bu sayede toplumun farklık sosyal ve sınıfsal katmanları arasında bir köprü kurarak milletçe dayanışmayla ile atlatılacağı gerçeğini unutmamalıyız. Bugün yapılan şey, hasta olmak sadece insanların ve çevresindeki kişilerin suçuymuş gibi sürekli tekrarlamak ve düşmanlaştırmaktan başka bir şeye hizmet etmemektedir. Hasta olmak sadece insanların suçu mudur? Yüzyıllardır ülkesine, devletine vergileriyle destek veren vatandaşın kısa süreliğinde olsa temel ihtiyaçlarını karşılamanın vakti gelmiştir. Sadece ekonomi odaklı bir salgın yönetimi kaybedilen onlarca, binlerce canın hesabını verebilir mi?”

(Haber Merkezi)



123 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın